Ameliyatın (cerrahi girişimin) yan etkileri ve riskleri nelerdir?

Cerrahi girişimler de (ameliyatlarda) dahil olmak üzere yapılan tüm tıbbi tedavilerin belli bir riski vardır. Aslında hayatta yapılan her şeyin belli bir riski vardır. Örneğin bir yerden bir yere seyahat ederken de bazı riskleri göze alırız. Alınan bazı önlemlerle bu riskleri ve sonucunda olabilecek yan etkileri azaltabiliriz.

Basit bir hesapla fayda ve zarar oranları göz önüne alınmalıdır. Hiç kimse durup dururken bir cerrahi girişim olmak istemez. Önemli olan “neden doktorunuz size bir cerrahi girişim yapmak istemektedir ?” sorusunun cevabını almaktır. Veya tam tersi de düşünülmelidir; “cerrahi girişim yapılmazsa sağlığınızda ne gibi zararlı etkiler oluşacaktır ?”. Bu noktaların düşünülmesi ve kararın ona göre verilmesi gerekir. Cerrahi işlemin yararları fazla ise bu cerrahi girişim göze alınır.

Cerrahi girişimler, çok eski çağlardan beri yapılmaktadır. Girişim ne kadar küçük olursa olsun bir risk mevcuttur. Günümüzdeki teknolojik imkanlar ile cerrahi girişimler çok düşük risk oranları ile yapılabilmektedir. Ameliyat döneminde olan riskler genelde iki grupta toplanabilir.

  • >Anesteziye ait riskler
  • >Cerrahiye ait riskler

Herhangi bir tıbbi girişimden önce hastanın riskleri çok iyi anlaması ve bilmesi gerekir. Yapılacak işlemin boyutuna göre risk değişmektedir. Bunları doktorunuz ile konuşmanız gerekir.

ameliyatin yan etkileri

Ameliyat (Cerrahi Girişim) Sırasındaki Riskler

Cerrahi girişim sırasında olabilecek riskler hastanın cerrahi girişim gerektiren hastalığına, hastanın mevcut diğer hastalıklarına (kalp, şeker, tansiyon hastalığı v.s), anesteziye, yapılacak cerrahi girişime ve ameliyat sonrası yoğun bakım ünitesine ait olabilir. Genelde yapılacak cerrahi işlem ne kadar zor ve karmaşık (komplike) ise risk de o oranda artmaktadır.

Küçük cerrahi girişimlerin ve biyopsi alınmasının riski büyük cerrahi girişimlere göre düşüktür. Kesi yerindeki ağrı ve yara yerinin iltihaplanması en önemli sorunlardır.

Büyük cerrahi girişimler birçok riski beraberinde getirir.

Kanama, bu risklerin başında gelir. Cerrah, ameliyat sırasında her ne kadar dikkatli olursa olsun hastalıklı dokunun çıkarılması sonrasında o bölgeden kanama olasılığı vardır. Cerrah, hastalıklı dokunun çıkarılması sırasında belli oranda kan kaybını göze almaktadır. Bu dokuya gelen kan damarlarının bağlanması, kesilmesi, çevre dokulardan ayrılması belli oranda kanamayı göze almayı gerektirir. Bu nedenle doktor, cerrahi girişimden önce, hastanın kendi kan grubuna uygun kan ve kan ürünlerinin ameliyat için hazır tutulmasını isteyebilir. Ameliyat sırasında bunların kullanılması gerekebilir.

Cerrahi ekibin tüm dikkatine karşın, cerrahi girişim sırasında, hastalıklı dokuya komşu olan iç organların veya damarların yaralanması da mümkündür.

Hastanın cerrahi girişim sırasında kullanılan ilaçlara ve anesteziye olan allerjisi ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle cerrahi girişim sırasında hastanın tüm hayati organ fonksiyonları sürekli kontrol altında tutulur.

Cerrahi girişime bağlı olarak, hayati organ fonksiyonlarında bozulma ender gözlenen fakat hayatı tehdit eden yan etkilerdir. Akciğer, kalp veya böbreklerin etkilenmesi ciddi sorunlar doğurur. Bu tip yan etkiler genelde hastanın önceden var olan eşlik eden hastalıklarıyla ortaya çıkar. Örneğin cerrahi girişim öncesi kalp yetmezliği olan kişinin cerrahi girişim döneminde bu sorunu çok ciddi boyut kazanabilir. Bu nedenle ameliyat öncesi hastaların eşlik eden hastalıklarının değerlendirilmesi çok önemlidir.

Ameliyattan (Cerrahi Girişimden) Sonraki Riskler

Cerrahi girişimlerin en önemli yan etkisi ağrı problemidir. Cerrahi girişimlerden sonra tüm hastalar değişen seviyelerde ağrıdan şikayetçi olabilirler. Ağrı problemi ile başa çıkmada bir çok yöntem vardır. Bunlar basit ağrı kesicilerden daha kuvvetli olanlara kadar değişebilir. Bunlara ek olarak epidural kanala (omurilik kanalı) yerleştirilen özel kateterlerle ağrı giderilmeye çalışılır.

Cerrahi girişimden sonra yara yerinde enfeksiyon gelişebilir. Yapılan her cerrahi girişimin belli bir enfeksiyon oranı vardır. Doktorlar bu oranı azaltmak için cerrahi girişim sırasında çeşitli önlemler alırlar. Enfeksiyon gelişen hastalara antibiyotik uygulaması ve yara bakımı yapılır.

Bağırsaklar içinde dışkı olduğu için bağırsak ameliyatlarından sonra yara yeri ve karın içi enfeksiyonlarına sık rastlanılır.

Bazen enfeksiyon, sadece yara yerinde değil karın zarı içinde de oluşabilir. Karın zarı içinde apse gelişmesi hastanın genel durumunu bozar. Karın ağrısına ek olarak üşüme, titreme ve yüksek ateş ile seyreder.

Karın kesisinde oluşan enfeksiyon dikiş yetmezliğine neden olabilir. Karın dikiş hattındaki enfeksiyon, daha sonraki bir zamanda karın fıtığı gelişimine neden olabilir.

Bazı yan etkiler az gözlenir fakat hayatı tehdit eden sorunlara yol açar.

Solunum fonksiyonları sınırda olan hastaların, cerrahi girişimden sonra ek problemleri gelişebilir. Akciğer enfeksiyonu (pnömoni = zatürre) gelişebilir. Özellikle sigara içenlerde bu problem daha fazla gözlenir. Bu nedenle hastanın cerrahi girişimden hemen sonra solunum egzersizleri yapması istenir.

Ciddi kanamalar olabilir. Ameliyat sırasında kontrol altına alınan damarlardan birinin açılması hastada iç veya dış kanamaya neden olabilir. Bu kanamayı durdurmak için tekrar bir ameliyat gerekebilir..

Cerrahi girişimden sonra uzun süre yatağa bağlı kalan hastaların derin toplar damarlarında pıhtı oluşabilir. Bu pıhtıların dolaşım ile akciğere gitmesi ciddi solunum sıkıntısına neden olur. Ani başlayan göğüs ağrısı, nefes darlığı bu durumun ilk belirtileri olabilir. Bu nedenle cerrahi girişimden hemen sonra hastanın yürütülmesi, oturtulması, bacak hareketleri önerilir. Devamlı yatağa bağlı tutulması sakıncalıdır.

Kalın bağırsak cerrahisinden sonra oluşan bazı ender yan etkilerin, hastalar tarafından bilinmesi gerekir.

Bağırsak hastalığına bağlı olarak belli bir bağırsak bölgesinin çıkarılmasının ardından geride kalan bağırsak uçları birbirine eklenmesi ile bağırsak devamlılığı sağlanabilir. Bazen bu dikiş hattında (anastomoz) yara iyileşmesi tam olmaz ve kaçak oluşur. Bağırsak içeriklerinin karın zarına bulaşması sonunda karın zarı iltihaplanması (peritonit) veya karın içi apsesi gelişebilir.

Rektum (kalın bağırsağın en son bölümü) cerrahisinden sonra çok ender olarak idrar yapma zorluğu ve cinsel fonksiyonlarda bozulma görülebilir.

Kalın bağırsak (Kolon – rektum) ameliyatı sonra beslenmede nelere dikkat edilmesi gerekir?

Ameliyat sonrası iyileşme döneminde genelde yumuşak diyet tercih edilmesi gerekir. Diyetin sindirimi kolay ve yumuşak özellikteki gıdalardan oluşması önemlidir. Eskiden olduğu gibi 3 öğün yemek yerine az az ve sık sık yemek tüketimi sindirimi kolaylaştıracaktır. Porsiyonların az ve sade olması daha uygundur (baharatlı, acılı, fazla soslu ve karışık gıdalardan kaçınılmalıdır).

Eğer stoma (bağırsağın torbaya bağlanması - karın cildine ağızlaştırılması) varsa gıda ayarlaması diyetisyen ile beraber yapılmalıdır.

Doktorunuz başka bir şekilde söylemedi ise ameliyattan sonraki ilk 3-6 haftalık dönemde hastanın bu şekilde beslenmesi gerekir.

 

Besin grubu

İlk 3-6 haftada tüketilmemesi gereken gıdalar

Et ve et ürünleri

Katkı maddesi içeren et ürünleri (salam, sosis, sucuk), salamura edilmiş etler, baharatlı –acılı et ve et ürünleri

Meyveler

Taze meyveler (muz hariç), taze meyve suları, kurutulmuş meyveler, konserve edilmiş meyveler, dondurulmuş meyveler

Sebzeler

Çiğ sebzeler, pişmiş mısır ve mantar, fasülye, bezelye, baklagiller, haşlanmış patates, soğan, lahana

Süt ürünleri

Taze meyve, kuruyemiş ile hazırlanmış süt ürünleri (muz hariç)

Diğer

Hazır satılan- ev dışında hazırlanan gıdalar, turşu, acılı ekşi soslu gıdalar, kuruyemiş, asitli – gazlı içecekler, akollü içecekler

Bu şekilde 3-6 haftalık yumuşak diyet sonrası doktorunuzun başka bir önerisi yoksa yavaş yavaş eskiden olduğu şeklide alıştığınız beslenme şekline geçilmesi gerekir. Öğünlerde az porsiyonlar ve gün içinde 4-6 kere beslenme şekli başlangıç için daha iyidir. Her seferinde yeni bir besin ürünü bu diyete eklenebilir. Hastaların günlük olarak gözlem yapması ve kendilerini rahatsız eden gıdaları tüketmemeleri gerekir.

Bu şekilde hazırlanmış yumuşak sade bir beslenme şekli ile birlikte günde en az 8-10 bardak su içilmesi çok önemlidir. Ameliyatta sonraki dönmede vücudun susuz kalması iyileşmesi olumsuz etkiler. Yetersiz su içilmesi bağırsağın çalışma düzenini de bozar. Yeterli su içilirse dışkı yumuşar ve dışkılama sorun olmaz. Asitli, gazlı ve alkollü içecekleri bu dönemde ve özellikle ağrı kesici alındığı sürece kullanmamak gerekir.

Karın Ameliyatlarından Sonra Dikkat Edilmesi Gerekenler

Abdominal (Karın) Ameliyatları Sonrası Birçok karın ameliyatından sonra 7-14 gün arası bir süre hastanede yatmak gerekebilir. Bunun dışında kalan bazı cerrahi girişimlerde ise daha kısa sürede taburcu olunabilinir. Bu vakalarda da taburculuk zamanını belirleyen önemli faktör, hastanın genel durumu, yeme alışkanlığı, kendi başına ihtiyaçlarını giderebilmesi, ağrı derecesi ve yarasının durumudur. Bazı ameliyatlardan sonra yara bakımı ve hastanın yakın takibi gerekli olabileceği için taburculuk süresi uzayabilir.

Hastaneden Taburcu Olduktan Sonra Evde kullanılacak ilaçlar

• Ağrı kesicileri, düzenli aralıklarla (her 4-6 saatte bir) en az bir hafta süre boyunca almak gerekir.

• Doktorun verdiği diğer ilaçların düzenli kullanılması gerekir.

• Eğer ihtiyaç olursa, büyük abdest yapmayı kolaylaştıran yumuşatıcı ilaçlar, ilk günler dışkılama sorununu rahatlatır.

Bağırsak Fonksiyonu

Bağırsak ameliyatlarından sonra ilk 6 ay dışkılama düzeninde değişiklik olabilir. (gaz sıkıştırması, kramp şeklinde ağrı, ishal vs.) Vücut buna zaman içinde uyum gösterecektir. Bazı gıdalar bu şikayetlere yol açabilir. Bunlardan kaçınılması gerekir. (örneğin baklagiller, süt, sodalı ve gazlı içecekler vs.)

En az iki günde 1 defa dışkılama olacak şekilde bağırsak hareketlerini ayarlamak gerekmektedir. (normali günde 1 kere) Eğer iki gün geçmesine karşın dışkılama olmaz ise ilaç almak gerekebilir. Doktora sormadan herhangi bir ilaç kullanılmamalıdır.

 

bağırsak fonksiyonu
İshal

24 saatlik dönemde 3’ün üzerinde sulu dışkılama varsa önlem alınmalıdır. İshal olunduğunda, eğer hasta kullanıyor ise, laksatif (dışkı yumuşatıcı ilaç) kesilmelidir. Dışkı yumuşatıcı ilaç almadığı halde ishal devam ederse doktora haber vermek gerekir.

Yara Pansumanı

Eğer aksi söylenmedi ise yara açık bırakılmalıdır. Banyo veya duş yapılabilir. Eğer akıntı, ağrı, kanama, kızarıklık ve şişlik olursa hemen doktora haber verilmelidir.

 

yara-pansumani
İdrar Yapma (Küçük Abdest)

Bazı hastalarda, ameliyat sonrası idrar yapmada sorun olabilir. Bu durumda sıcak su içinde otururken idrar yapmak denenebilir. Eğer sorun devam ederse doktor ilaç verebilir veya idrar sondası takabilir.

Diyet

İlk 4-6 hafta yumuşak gıdalar alınmalıdır, daha sonra normal gıdaya geçilebilir. Başlangıçta gıdalar günde 6 öğünde ve az miktarlarda alınmalıdır. Eğer stoma (bağırsağın karın cildine ağızlaştırılması) varsa gıda ayarlaması diyetisyen ile beraber yapılmalıdır.

Tavuk, hindi, balık, yağsız ızgaralar ve haşlanmış olarak hazırlanır. Ayrıca iyi pişmiş sebzeler, haşlanmış patates, ekmek, peynir, komposto şeklinde haşlanmış meyveler ilk 6 hafta yenebilir. Bu dönemde kuru meyve, çiğ sebze ve taze meyve, baharatlı gıdalar, mısır, mantar, kuruyemiş, karbonatlı içeceklerden sakınmak gerekir.

Günde en az 8-10 bardak su içilmelidir. Bu yolla dışkı yumuşayacak ve dışkılama sorun olmayacaktır. Alkollü içecekleri özellikle ağrı kesici alındığı sürece kullanmamak gerekir.

 

Diyet
Aktivite

Ağrı ve rahatsızlık yaratan her türlü aktiviteden kaçınılmalıdır. Genelde yürümek, merdiven çıkmak ve seyahat etmek yasak değildir. Büyük ameliyatlardan sonra 3 ay süreyle ağır kaldırılmamalıdır. Karın kaslarını kuvvetlendirici ve zorlayıcı hareketlerden kaçınmak gerekir.

Taburcu olduktan sonra 1-2 hafta araba kullanılmamalıdır. Daha sonrasında hasta kendini iyi hissediyorsa araba kullanabilir. Ameliyattan sonraki ilk seferde araba kullanırken birisinin eşlik etmesi daha uygun olur. Kuvvetli ağrı kesici aldıktan sonra araba kullanılmamalıdır.

 

Aktivite

Olası Problemler Nelerdir?

Bağırsak Tıkanıklığı

Karında kramp tarzında ağrı, şişkinlik, bulantı, kusma, kabızlık ve gaz çıkaramama şikayeti ile kendini belli eder. Bu bulgular varsa doktora haber vermek gerekir.

Yara Enfeksiyonu

Yara etrafında şişkinlik, ağrı, kızarıklık, akıntı ve ağrı oluşabilir. Bu durumu doktora haber vermek gerekir.

Ameliyata Bağlı Enfeksiyon

Ateş, özellikle karında huzursuzluk, şişkinlik, iştahsızlık ile seyrediyorsa mutlaka doktora bilgi verilmelidir.

Aşağıdaki Durumlarda Doktorun Aranması Gerekir

• Yara ile ilgili ağrı, kabarıklık, kızarıklık veya akıntı olması

• Ciddi kabızlık (3 gün geçmesine karşın dışkılama olmaması)

• İshal (günde 3'ten fazla sulu dışkılama olması)

• İdrar yapmada güçlük

• Ateş (38 derecenin üzerine çıkması)

• Fazla miktarda kanama

• Bulantı, kusma

• Üşüme, titreme

Kontrol

Yara yerinin kontrolü için, aksi belirtilmedikçe, iki hafta içinde tekrar doktora müracaat edilmelidir.

Ameliyat Sonrası Patoloji Raporunun Değerlendirilmesi

Patoloji; hastalıklara yol açan nedenleri ve hastalıklı doku ve organlarda oluşan morfolojik (biçimsel, görüntüsel) değişiklikleri inceleyen bilim dalıdır. Patoloji kelimesi “hastalık bilimi” anlamını taşır.

Patoloji uzmanı (patolog); hastalıklı olduğu düşünülen doku ve organları çeşitli yöntemler kullanarak inceler ve hastalıklara tanı koymaya, hastalıkların tedavisini yönlendirmeye yönelik bilgiler vermeye çalışır. Değerlendirme sonuçlarını bir patoloji raporu haline getirir.

İyi bir patoloji raporu için ameliyatı yapan doktorun doldurduğu patoloji istem notu çok önem taşımaktadır. Patoloji doktoru istem kağıdında yazılan bilgi ile kendisine gönderilen dokuları değerlendireceği için bu istem notunun çok dikkatli doldurulması gerekir. Ameliyatı yapan doktorun hastanın yaşını, cinsiyetini, şikayetlerini, radyolojik bilgilerini, ameliyat ile çıkarılan organları, hastalığın olduğu bölgeyi tamamen çıkarıp çıkarmadığını istem kağıdında belirtmesi gerekir. Bu bilgiler ışığında patolojiyi değerlendiren doktorun iyi bir rapor hazırlaması mümkün olacaktır.

Genel olarak bir patoloji raporunda;

1. Hastanın adı soyadı,

2. Yaşı,

3. Rapor numarası,

4. Örneğin alındığı tarih,

5. Raporlanma tarihi,

6. İncelenen örneğin alındığı bölge,

7. Örneğin dış görünüm (makroskopik) özellikleri (rengi, boyutu, sayısı gibi),

8. Mikroskopik incelemede görülen özellikler,

9. Hastalık tanısı ve varsa tedaviyi şekillendirecek çeşitli bulgular yer almalıdır.

Kalın bağırsak kanseri için yapılan ameliyat ile kanserli olan bağırsak bölgesi çıkarılır ve değerlendirme için patoloji laboratuvarına gönderilir. Patoloji incelemesi 2 temel incelemeye dayanır ve her patoloji raporunda standart olarak bu iki incelemeye ait bulgular yer alır.

Kalın Bağırsak Kanserlerinin Patolojik Değerlendirilmesi
Makroskopik İnceleme

Patoloji incelemesinin ilk ve en temel basamağını oluşturur. Direkt olarak çıplak gözle patolog tarafından yapılan bir değerlendirmedir.

Kalın bağırsak kanseri nedeniyle çıkartılan bağırsak örneğinde makroskopik incelemede tümörün dış görünüm özellikleri, boyutu, bağırsak duvarında hangi katmanları tuttuğu, çevre dokulara yayılıp yayılmadığı tarif edilir.

Mikroskopik inceleme için uygun olan bölgelerinden örnekler alınır ve sonrasında laboratuvar çalışanları tarafından bu örnekler mikroskopik incelemeye hazır hale getirilir.

Mikroskopik İnceleme

Mikroskop altında yapılan bu incelemede tümör tipi ve tümörün diferansiasyon derecesi (farklılaşma derecesi- grade) belirlenir. Diferansiasyon derecesi, tümörün seyri ile ilgili bilgi vermenin yanı sıra tedaviyi yönlendirmede de kullanılan bir kriterdir. Ayrıca tümörün bağırsak duvarındaki derinliği, çevre dokulara yayılım durumu, kan veya lenf damarlarına yayılım durumu, lenf bezlerine (düğümlerine) yayılım durumu değerlendirilir ve bunun sonucunda tümör evrelemesi yapılır. Evreleme tüm tümörlerde yapılması gereken, tümörün yaygınlık derecesini gösteren ve tedaviyi yönlendirmede çok önemli olan bir kriterdir.

Kalın bağırsakta en sık görülen tümör tipleri aşağıda belirtilmiştir.

Adenokarsinoma

Kalın bağırsak (kolon-rektum) kanserlerinin büyük kısmı (~%95) adenokarsinomalardır. Mikroskopik incelemede tümörden tümöre değişebilen oranlarda bez yapıları oluşturdukları izlenir. Müsin salgısı oluşturabilirler. Adenokarsinomlar bez ve hücre yapılarına göre Müsinöz adenokarsinom ve Taşlı yüzük hücreli adenokarsinom diye de adlandırılırlar.

Yassı Hücreli Karsinoma (Skuamöz karsinoma)

Yassı epitel hücrelerinden oluşan ve kolonda nadir olarak görülen tümörlerdir.

Adenoskuamöz karsinoma

Mikroskobik olarak adenokarsinoma ve yassı hücreli karsinoma mikroskopik özelliklerini bir arada içeren tümörlerdir. Oldukça nadir görülür.

Kalın bağırsak kanseri tanısının verildiği bir patoloji raporunda;

  • Kanserin bağırsağın hangi bölgesinde olduğu,
  • Boyutu,
  • Makroskopik (dış görünüm) özellikleri,
  • Tümör tipi,
  • Tümör diferansiasyon derecesi (grade),
  • Bağırsak duvarının hangi katmanlarını tuttuğu,
  • Kan ve lenf damarları yayılım durumu,
  • Lenf bezlerine (düğümlerine) yayılma durumu,
  • Ameliyat materyali bağırsak dışındaki komşu veya uzak organları da içeriyorsa bunlarda tümörün yayılma durumu,
  • “Cerrahi sınır” olarak tanımlanan, ameliyat materyalinin devamı hastada kalan sınır kısımlarında tümör olup olmadığı (Cerrahi sınırların tümörsüz olması durumu, tümörün tümüyle çıkartıldığı anlamına gelir).
  • Tümör evresi belirtilmelidir.
Bağırsak Kanseri Nasıl Evrelenir?

Her ne kadar ameliyat öncesi yapılan fizik muayene ve tetkikler (filmler, biyopsi vs) bize evreleme ile ilgili bir bilgi verse de, asıl doğru evreleme ameliyat ile çıkarılan dokunun patolog (dokuları inceleyen doktor) tarafından incelenmesi sonucunda yapılabilir. Patolog çıkarılan kanserli dokuyu direkt çıplak göz ve mikroskop altında değerlendirerek kanser hücrelerinin en uzak nerelere kadar yayıldığını en doğru şekilde bildirir.

Patolojik evreleme:

Kalın bağırsak kanserinin evrelenmesinde TNM sınıflaması kullanılır.

T – Tümör – Bağırsak duvarı içindeki tümör hakkında bilgi verir.

N - Lenf bezleri– hakkında bilgi verir

M - Metastaz– – Uzak organ yayılımı hakkında bilgi verir

Bu sınıflamaları tanımlamadan önce kalın bağırsak duvarının tabakalarını gözden geçirelim.

Kalın bağırsak duvarı 4 tabakadan oluşur.

1- Tüm sindirim kanalında olduğu gibi kalın bağırsak boşluğu iç yüzeyini de “mukoza” olarak isimlendirilen örtü tabakası döşer. Bu tabaka besin maddelerinin sindirimi ve kana emilmesi işlevini yapar

2- Mukoza altında “submukoza” olarak isimlendirilen, kan ve lenf damarlarından zengin tabaka bulunur.

3- Submukoza altında kas tabakası bulunur. Besin maddelerinin ileri doğru hareket ettirilmesini sağlar.

4- Bağırsak duvarının en dış kısmında seroza tabakası bulunur. Seroza tabakası bağırsağın dış yüzeyini kaplar ve bu yüzey düzgündür. Bu bağırsakların karın boşluğu içinde birbirine yapışmasını engeller ve bağırsaklar bir düzen içinde çalışır. Rektumun sadece üst bölümünde seroza tabakası vardır.

rektum kanseri evreleri

Basit olarak ifade etmek istersek;

- Kanser sadece yüzeyel örtü tabakası içinde ise EVRE O

- Kanser bağırsak duvarı içinde sınırlı ise EVRE I

- Kanser tüm bağırsak duvarını - tabakalarını - aştı ise EVRE II

- Kanser lenf bezlerine - nodlarına - yayıldı ise EVRE III

- Kanser uzak organları tuttu ise EVRE IV

Evre 0 ile IV arasında evrelendirme yapılır.

Evre I başlangıç aşamasında hastalığa işaret ederken Evre IV yayılmış kanser anlamına gelir.

TNM sınıflaması

T: Primer Tümör

Tx: Yayılım derinliğinin belirlenemediği durumlar.

Tis: Tümör karsinoma in-situ aşamasındadır. – Kanser mukoza tabakasındadır

T1: Kanser submukozaya ulaşmıştır.

T2: Kanser kas tabakasına ulaşmıştır.

T3: Kanser tüm bağırsak duvarı katlarını tutarak dışarı çıkmış ve çevre yağ dokusuna geçmiştir.

T4: Kanser karın zarına veya çevre organlara yayılmıştır.

N: Bölgesel lenf bezi tutulması.

Nx: Lenf bezi tutulumu değerlendirilememiştir.

N0: Lenf bezi tutulumu yoktur.

N1: Lenf bezlerinden 1-3 lenf bezine metastaz vardır.

N2: 4’den fazla lenf bezine metastaz vardır.

N3: Aynı isimli ana damar yatağı boyunca yer alan lenf bezine metastaz vardır.

M: Uzak organ yayılımı

Mx: Uzak metastaz değerlendirilmemiştir.

M0: Bilinen uzak organ metastazı yoktur.

M1: Kanser uzak organlara yayılmıştır.