Kolon Kanserinin Evresine Göre Tedavisi

Kalın bağırsak kanserinin tedavisi hastalığın evresine ve hastanın özelliklerine göre planlanmaktadır. Her hastanın bireysel değerlendirilmesi ve buna göre bir tedavi planı yapılması gerekmektedir. Bu tedavinin başarısı "multidisipliner" bir tedavi yaklaşımını yani bir ekip çalışmasını gerektirir. Bu ekipte genel cerrah, radyolog, tıbbi onkolog ve radyasyon onkoloğu ön planda rol alır. Buna ek olarak gastroenterolog, psikiyatrist, diyetisyen ve stomaterapiste de önemli görevler düşmektedir.

Böyle bir ekip çalışması ile her hastanın tedavisi titizlikle planlanmalıdır. Kişiselleştirilmiş tedavi planı ile hastaların iyileşme oranı artmaktadır. Günümüzde kolon kanserinin tek başına ilaç (kemoterapi) veya ışın (radyoterapi) tedavisi pek mümkün değildir. Fakat bazen ameliyat tedavisi öncesi kemoterapi ve- veya radyoterapi verilmesi ve uygun bir zamanda ameliyatın planlanması gerekebilir.

Bu bölümde ana hatları ile ameliyat ile tedavi planından bahsedilecektir. Kalın bağırsak (Kolon kanseri) olan hastalarda, tam iyilesme (sifa) için kanserli bağırsak bölünün ameliyat ile çıkarılması çok önemlidir.

Tedavinin tipi ve genişliği rektum kanserinin evresi ile ilişkilidir.

Evre 0 – Kolon kanseri tedavisi

Tarama kolonoskopileri veya tesadüfen saptanan kötü huylu hücre içeren poliplerin yani çok erken evre kolon kanserlerin (evre 0) tedavisinde kolonoskopi yeterli olabilmektedir. Bu kanserli hücre içeren poliplerde kanserli hücreler bağırsak duvarındaki derin tabakalara ilerlemediler ise, lenf ve damar kanallarına girmediler ise ve kötü diferansiasyon göstermiyorlarsa kolonoskopi ile polipektomi yapılması yeterli olmaktadır.

Kısaca evre 0 kolon kanseri tedavisinde kolonoskopi ile yapılacak polipektomi veya lokal eksizyon yeterli olabilmektedir. Çıkarılan polip dokusunun patolojik incelemesinde de sınırlar temiz gelirse ek bir tedaviye gerek kalmadan şifa sağlanabilir. Bu durumda cerrah hastanın karnını açmadan hastalığı tedavi edebilmektedir.

Evre I – Kolon kanseri tedavisi

Kanser hücreleri bağırsak duvarı içinde sınırlıdır. Lenf bezlerine, komşu organlara ve uzak organlara yayılım yoktur.

Bazen kolon polipleri üzerinde kolon kanseri görülebilir. Bunların polipektomi ile çıkarılması sırasında erken evre kolon kanserine (evre I) rastlanılabilir. Yüzeyel olan kanserli poliplerinin tedavisinde de bazen kolonoskopi yeterli olabilir. Fakat eğer polip üzerindeki kanser az veya kötü diferansiye ise, lenfatik ve vasküler (damarların içine) kanallara girdi ise, derin dokulara invazyon gösteriyorsa (submukozayı tutuyorsa) ve çevresel sınırlarda tutulum varsa o zaman kolonoskopik polipektomi yeterli olmaz. Bu vakalarda cerrahi tedavi – ameliyat ile hastalığın olduğu kolon bölgesinin lenf bezleri ile çıkarılması gerekir.

Evre I kolon kanseri polip üzerinde değilse – yani bağırsak dokusu içinde sınırlı kanser varsa bu vakalarda ameliyat ile kanserli bağırsak bölgesi ile birlikte çevresel lenf bezlerinin de çıkarılması gerekir.

Evre I kolon kanserinin tedavisinde ameliyat ile tedavi yeterlidir. Ek sistemik tedaviye gerek yoktur.

Evre II – Kolon kanseri tedavisi

Kanser hücreleri bağırsak duvarı dışına çıkmıştır (komşu organ tutulumu da olabilir) fakat lenf bezlerine ve uzak organlara yayılım yoktur

Evre II kolon kanseri tedavisinde ameliyat ile kanserli bağırsak bölgesi ile birlikte çevresel lenf bezlerinin çıkarılması gerekir. Bazen evre II kolon kanserinde kanser komşu organları da tutabilir (direkt invazyon). Bu durumda sağlam cerrahi sınırlar için bu komşu organların da kanserli bağırsak dokusu ve lenf bezleri ile birlikte çıkarılması gerekir. Genelde evre II kolon kanseri tedavisinde cerrahi – ameliyat yeterlidir.

Fakat bazen doktorunuz ameliyat sonrası ek tedavi (kemoterapi) önerebilir.

  • Patoloji raporunda kötü (az) diferansiasyon varsa
  • Kanser lenf kanalları ve damarlar içinde mevcutsa – lenfatik ve Vasküler (damar) invazyon pozitif ise
  • Yapılan ameliyat ile çıkarılan lenf bezi sayısı 12 den az ise
  • Cerrahi sınırlarda ve yakınında – sınırlarda kanser hücresi varsa
  • Bağırsak tıkanıklığı nedeni ile acil ameliyat oldu ise (ileus – obstrüksiyon)
  • Kolonda (kalın bağırsakta) delinme oldu ise - perforasyon varsa

Doktorunuz bu durumlarda radyoterapi (ışın tedavisi) ve/veya kemoterapi önerebilir. Bu durum ekip ile birlikte tartışılarak alınması gereken bir karardır.

Evre III– Kolon Kanseri Tedavisi

Kanser hücreleri bağırsak duvarı dışında lenf bezlerine yayılmıştır. Uzak organlara sıçrama - tutulum yoktur

Evre III kolon kanseri tedavisinde ameliyat ile kanserli bağırsak bölgesi ile birlikte çevresel lenf bezlerinin çıkarılması gerekir. Buna ek olarak hastaya adjuvan kemoterapi verilmelidir. Kemoterapi protokollerinin hastaya, yaşına, sağlık durumuna göre medikal onkoloji doktorları tarafından planlanması gerekir.

Evre IV – Kolon Kanseri Tedavisi

Kanser hücreleri bağırsak duvarı dışında uzak organ ve dokulara yayılmıştır. Kolon kanseri sıklıkla karaciğer, akciğer, beyin, periton (karın zarı), ve uzak lenf bezlerine yayılım gösterir. Hastalığın yayılım gösterdiği organ ve dokuya göre kanserli bağırsak bölgesi, çevresel lenf bezlerinin ve uzak organda yayılım yaptığı kanserli dokularında çıkarılması gerekir. Burada yapılacak cerrahi tedavinin genişliği hastaya, yaşına, eşlik eden hastalıklara, yayılım şekline ve tutulum yerlerine göre değişkenlik göstermektedir. Hastanın durumu dikkatlice değerlendirilerek ya aynı anda ya da iki evrede hem bağırsaktaki hastalık hem de yayılım yaptığı yer çıkarılmalıdır.

Buna ek olarak hastaya ilaç tedavisi - adjuvan kemoterapi verilmelidir. Kanser hücrelerinin ilaç verilerek tahrip edilmesine kemoterapi denir ve bu ilaç tedavisi tıbbı onkolog veya medikal onkolog tarafından planlanır. Kanser hücreleri belli bir evreden sonra kalın bağırsakta kanserin oluştuğu kısımda kana karışır ve vücudumuza yayılabilir. Bu durumda doktorun belirleyeceği bazı hastalarda kanser hücrelerinin başka organlara metastaz (sıçrama) yapmasını önlemek ve /veya yayılan kanser hücrelerini tahrip etmek ve tam iyileşme (şifa) sağlamak için ilaç tedavisi gerekli olabilir.

Bu amaçla en sık kullanılan ilaçlar 5-fluorourasil’dir. Bu ilaçla beraber başka ilaçlar da tedaviye eklenebilir. Bunlardan bazıları oxaloplatin, bevazizumab, irinotekan vs dir. Kalın bağırsak kanserinde kemoterapi amacı ile verilen ilaçlar günlük tedavi ünitelerinde hastayı hastaneye yatırmadan verilebilir.

Unutulmaması gereken en önemli nokta her bireyin kanserle savaş gücü ve ilaçları tolere edeceği düzey farklıdır. Bu nedenle tedavinin bir uzman tarafından Bu denetlenmesi gerekir.

Kolon Kanserinin Ameliyat İle Tedavisi: Mezokolik Eksizyon Prensibi

Kolon kanseri tedavi planı öncesi yapılan muayene ve radyolojik görüntüleme yöntemleri ile bağırsak dokusu içinde yayıldı ise ameliyat ile tedavi gerekli olur. Kolonoskopi ile bu tip kolon kanserlerini temiz sınırlarla çıkartmak mümkün değildir. Bu durumda cerrah kanserli bağırsak bölgesi ve çevresindeki lenf bezlerini gerekiyorsa komşu organlar ile birlikte çıkarabilir.

Ameliyat İle Tedavinin (Cerrahi Tedavi) İlkeleri Nelerdir?

Kolon kanserinin cerrahi olarak tam şifa ile (kür) tedavisinde ameliyatı yapan doktor-cerrah beş ana noktaya dikkat eder.

  • Kanserli dokuyu içeren bağırsak bölümünün tam olarak çıkartılması önemlidir. Kanser genelde çevre dokuya yayılma eğilimde olduğu için cerrah kanser ile beraber komşuluğundaki normal çevre dokuyu geniş bir şekilde çıkartır. Eğer kanser içeren bağırsak bölümü komşu organa yayıldı ise cerrah komşu organı da bağırsak ile beraber bir bütün olarak çıkartır.
  • Kalın bağırsağı vücuda bağlayan mezenter dokuyu da beraberinde çıkartmak gerekir. Mezenter doku içinde bağırsağın kanlanmasını (dolaşımını) sağlayan, ona temiz kanı getiren arterler (atar damar) ve kirli kanı toplayan venler (toplar damarlar) bulunur. Bunlara ek olarak vücudumuzun savunma organlarından biri olan lenf bezleri de mezenter içinde arterlere komşu olarak yerleşmiştir. Ameliyat sırasında çevre yağ dokuda olası yayılımın çıkarılabilmesi için mezenterin de çıkarılması gereklidir.
  • Vücut savunma hücrelerini içeren ve kanser hücrelerinin vücuda yayılmasını engelleyen lenf bezlerinin de çıkarılması gereklidir. Lenf bezleri normalde vücut sıvılarını bir filtre gibi süzerek içindeki yabancı maddeleri, mikropları ve kanser hücrelerini yakalar ve bunları tahrip ederek vücudumuzu bu zararlı etkenlerden temizler. Bu nedenle ameliyat sırasında kanserin bulunduğu kalın bağırsak bölümüne ait lenf bezlerini de çıkartmak gerekir. Bu işlem hastalığın yayılmasına engel olmak için çok önemlidir.
  • Ameliyat sırasında cerrahın, hastalığın yayılabileceği yerleri kontrol etmesi ve buna ek olarak alacağı önlemler ile ameliyat sırasında hastalığın daha fazla yayılmasını engellemesi gerekir.
  • a) Ameliyat sırasında kanserli bağırsak bölgesinin aşırı çekilmesi, ellenmesi kanser hücrelerinin yayılımını artırabilir. Bu nedenle bu kısma fazla dokunmadan uzaktan önce bu bölgenin damarlarının bağlanarak kanser hücrelerinin kan yolu ile olan yayılımın engellenmesi gerekir.
  • b) Ameliyat sırasında kanserli bağırsak bölümü çıkarılırken kanser hücreleri, karın iç zarı içine “düşerek” yayılabilir. Yine kanserli dokuya çok yakın çalışılması hücrelerin yayılmasına neden olabilir. Buna ek olarak cerrah, ameliyat sırasında çok dikkatli davranarak kanserli bağırsak kısmını delmemeye özen göstermelidir.
  • c) Ameliyat sırasında kanserli bağırsak bölgesinin aşırı çekilmesi, ellenmesi kanser hücrelerinin yayılımını artırabilir. Bu şekilde bir kısım kanser hücresi bağırsak lümeni içinde yayılabilir. Cerrahın bunun için de önlem alması gerekir. Aksi takdirde bu hücreler bağırsak uçları birbirine eklenirken bu bölgeye yerleşerek hastalığın tekrar oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle bağırsağın içinin de yıkanması gerekir.
  • Tüm bunların uygulanması hastanın sağlığı, kanserle savaşı için en önemli belirleyicidir. Bu nedenle ameliyatın titizlikle yapılması çok önemlidir. Hastanın kısa sürede, ameliyata bağlı herhangi bir yan etki (komplikasyon) olmaksızın eski sağlığına kavuşturulması gerekir. Böylelikle hasta, vücut direnci hiç düşmeden kanserle savaşına devam edebilir.

Bu şekilde kolonun bir bölümün çıkarılmasına; hemikolektomi, parsiyel kolektomi veya segmental kolektomi ameliyatı denir. Eğer tüm kolonu çıkartmak gerekirse buna subtotal veya total kolektomi denir.

kolon kanseri evrelemesi

KOLON KANSERİNDE YAPILAN AMELİYATLAR NELERDİR?

Sağ Hemikolektomi – Genişletilmiş Sağ Hemikolektomi

Kalın bağırsağın sağ tarafında, yani ince bağırsaklarla birleştiği yere yakın bölgede gelişen kanserlere sağ kolon (kalın bağırsak) kanseri denir. Bu kanserlerde sağ hemikolektomi ameliyatı yapılır. Bu ameliyat ile kalın bağırsağın sağ tarafı ve lenfatik çevre dokusu çıkarılır. Ardından ince bağırsak kalın bağırsağın geride kalan kısmı ile ile kalın bağırsak tekrar birbirine eklenerek bağırsak devamlılığı eskiden olduğu gibi sağlanır. Hasta normal yoldan dışkılamasını - tuvaletini yapabilir.

kolon kanseri evrelemesi

Kalın bağırsağın sağ tarafının ince bağırsağın son 10 cm kısmı ile beraber çıkarılması işlemi Kalın bağırsağın sağ bölümü ile sol bölümü arasında kalan kısma ‘transvers kolon’ denir. Kalın bağırsağın tranvers kolonda yerleşen tümörlerinde lenfatik dokunun yeterli çıkarılması için genişletilmiş sağ hemikolektomi ameliyatı tercih edilir. Bu durumda kalın bağırsağın sağ tarafı ve enine seyreden transvers kolon kısmı da dalağın olduğu yere kadar çıkarılır. Yukarıda anlatılan sağ hemikolektomi ameliyatında olduğu gibi bu ameliyatta da ince bağırsak ile kalın bağırsak arasında devamlılık sağlanabilir

Segmenter Rezeksiyon – Segmenter Kolektomi

Bazen transvers kolon kanserlerinde hastalık erken evre ise sadece kalın bağırsağın enine - transvers kolon bölümünü (sağ ile sol kolon arasındaki bağırsak bölümü) - segmentini çıkartmak yeterli olabilir. Segmenter rezeksiyon sonrasında kalın bağırsağın her iki ucu birbirine eklenerek bağırsak devamlılığı eskiden olduğu gibi sağlanır. Her iki ameliyattan sonrada hasta normal yoldan dışkılamasını - tuvaletini yapabilir.

kolon kanseri evrelemesi

Yukarıdaki resimde kalın bağırsağın sağ ve sol tarafı arasında kalan bölümün çıkarılması ve her iki kalın bağırsak uçlarının birbirine eklenmesi ameliyatı görülmektedir.

Sol Hemikolektomi Ve Kolorektal Anastomoz

Kalın bağırsağın sol tarafında yerleşen kanserlerde sol hemikolektomi ameliyatı yapılır. Kalın bağırsağın sol tarafında yerleşen kanserlerde hastalıklı bağırsak dokusu ile beraber tüm inen kolonun lenfatik dokusunu çıkartmak gerekir. Kalın bağırsağın sol tarafı çıkarıldıktan sonra kalın bağırsağın her iki ucu yani tranvers kolon ile bağırsağın geride kalan bölümü birbirine eklenerek bağırsak devamlılığı eskiden olduğu gibi sağlanır. Hasta normal yoldan dışkılamasını - tuvaletini yapabilir.

Kalın bağırsağın sol tarafında yer alan sigmoid kolon kanserlerinde de benzer ameliyat yapılmaktadır.

kolon kanseri evrelemesi

Yukarıdaki resimde kalın bağırsağın sol tarafının çıkarılması ve her iki kalın bağırsak uçlarının birbirine eklenmesi

Subtotal – Total Kolektomi

Bazen kalın bağırsağın hem sağ hem de sol tarafından yer alan birden fazla tümör ve / veya polip olabilir. Bu durumda kalın bağırsağın hem sağ hem de sol tarafının çıkarılması gerekir. Bu durumda ince bağırsak ile rektum (kalın bağırsağın son kısmı) arasında devamlılık sağlanır. Bu ameliyata ‘subtotal kolektomi - ileorektal anastomoz’ denir. Hastalar bu ameliyattan sonra da eskiden olduğu gibi normal yolla dışkılamasını - tuvaletini yapabilir.

kolon kanseri evrelemesi

Yukarıdaki resimde Kalın bağırsağın rektum bölümü hariç tama yakın çıkarılması: Subtotal Kolektomi Ameliyatı

Ameliyat Nasıl Yapılır?


Açık kolektomi:
Karın bölgesini uzun bir kesi yaparak karın açılır ve ameliyat gerçekleştirilir
Laparoskopik kolektomi:
Küçük kesi le ve özel cihazlar ile karın bölgesini tamamen açmadan yapılır.
Robotik kolektomi: Küçük kesi le ve özel cihazlar ile karın bölgesini tamamen açmadan yapılır
Her üç ameliyat şeklinin uzun dönem sonuçları benzer olsa da hastaneden erken taburculuk ve yaşam kalitesi açısından laparoskopik ve robotik ameliyatlar daha iyidir.

Hastalık Başka Organlara Sıçradı (Metastaz Yaptı - Yayıldı) İse Nasıl Tedavi Olurum?

Kolon kanserli hastaların yaklaşık % 25-30 kadarında tanı anında hastalık sadece bağırsakta değil aynı zamanda uzak organlara da sıçramış durumdadır (metastaz yapmıştır). Bu durumda hastalığın hangi organları etkilediğine ve yaygınlığına bakılarak tedavi planı belirlenir.

Hastalık en sık karaciğere, akciğer ve karın zarına (peritona) yayılma eğilimindedir. Kolon kanserinde daha sık karaciğere metastaz yaparken akciğer metastazı rektum kanserinde daha sık olarak karşımıza çıkmaktadır.

Eğer hastalık uzak organlarda tek bir odağa sıçradı (yayıldı) ise ameliyat ile bunu tedavi etmek mümkündür. Eğer aynı anda hastalık birden fazla organa yayıldı ise bunun dikkatli bir şekilde tedavi planlanması gerekir. Bu tedavi planı bir ekip işidir. Medikal ve radyasyon onkolojisi, cerrahi, radyoloji, nükleer tıp ve diğer bilim dalları bir araya gelerek hasta için en iyi tedavi planının nasıl olacağına karar verirler.

Karaciğer metastazı

Kolon kanseri eğer karaciğere sıçradı ise tedavi öncesi hastalığın karaciğeri ne derecede etkilediğini değerlendirmek gerekir. Bu nedenle dinamik karaciğer incelemeleri yapılabilir. Hastalık karaciğerde tek bir odakta olabileceği gibi aynı anda karaciğerde birden fazla odakta yerleşmiş olabilir. Bu nedenle karaciğerin dikkatlice değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirdikten sonra tedavi planının yapılması gerekir. Hastalık aynı anda karaciğerde birkaç odakta olsa bile ameliyat ile bunları tedavi etmek mümkün olabilir.

Akciğer metastazı

Kolon kanserinin diğer bir yayılım yeri ise akciğerdir. Bazen kolon kanseri aynı anda hem akciğer hem de karaciğere yayılmış olabilir. Bu durumda yine multidisipliner bir ekip tedavisi ile plan yapılabilir. Bu durumlardaki hastalara bazen ameliyat öncesi kemoterapi verilebilir. Bunun amacı hastalığın sıçradığı (yayıldığı) odaklardaki tedavi cevabını izlemektir. Hastanın tedavi yanıtına göre ileri tedavi şeması planlanabilir.

Peritoneal Karsinomatozis

Kalın bağırsak kanseri (kolon ve rektum kanseri) karın boşluğundaki organların üzerini kaplayan karın zarına (periton) yayılmasına peritoneal karsinomatozis (PK) denir. Genelde kanser ileri evrede yani bağırsak duvarını tam kat tutarak dış yüzeyine ulaşınca kanser hücreleri karın zarına yayılabilir. Sıklıkla yer çekimi ve diyaframların etkisi ile karın alt bölgelerinde veya diyaframları kaplayan karın zarında tutulum olur. Karın zarında kanserli hücrelerin tutulum yerlerine göre hastalık tutulum oranı – peritoneal kanser indeksi belirlenebilir. Bu yayılım derecesine göre tedavi planı yapılır.

Hipertermik İntraperitoneal Kemoterapi (Hipek)

Hastada peritoneal karsinomatozis saptandığı zaman önce hastalık vücutta başka yerleri etkilemiş mi bunu değerlendirmek gerekir. Eğer vücutta başka bir uzak organda yayılım yoksa önce ameliyat ile kalın bağırsak kanserinin olduğu bölge ile birlikte karın zarında yayılım olan yerleri çıkartmak gerekir. Amaç vücuttan kanseri tamamen temizlemek yani geride kanserli bir doku bırakmamaktır. Bu işleme sitoredüksiyon denir. Tedavideki başarıyı artırmak için buna ek olarak ameliyat sırasında ısıtılımış kemoterapide uygulanması gerekir. Ameliyat ile kanserin yerleştiği bağırsak ve yayılım yaptığı karın zarı bölgelerinin çıkarılmasının ardından yaklaşık 43 derece sıcaklıktaki sıvının karın boşluğuna kemoterapik ilaçla birlikte verilmesine hipertermik intraperitoneal kemoterapide (HİPEK) denir. Bu tedavi yöntemi ile karın zarına yayılım gösteren kalın bağırsak kanserini tedavi etmek mümkün olabilir.

Bağırsağım Torbaya (Dışarıya, Karın Duvarına) Bağlanacak Mı?

Ameliyatı yapan doktorun her ne kadar asıl görevi kalın bağırsak kanserini başarılı bir şekilde çıkartmak ise de diğer bir görevi de kanserli kalın bağırsak bölümünü çıkarttıktan sonra bağırsak devamlılığını sağlamaktır. Bu şekilde hastanın eskiden olduğu gibi normal yoldan dışkılama işlevini yapabilmesi sağlanır. Kalın bağırsak kanserinde (kolon kanseri) %95 vakada bağırsak devamlılığını sağlamak mümkün olur. Bu nedenle kolon kanseri ameliyatlarında bağırsağın dışarı alınması yani torbaya bağlanması çok enderdir. Fakat kalın bağırsağın en son kısmı olan rektum kanserinde durum farklı olabilir

Rektum Kanseri Hakkında Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız

Bazen kolon kanseri ameliyatlarında da ameliyat sırasındaki bulgular nedeni ile geçici, bazen de kalıcı olarak kalın bağırsağın geride kalan kısmını karın duvarına bağlanmak (ağızlaştırmak) gerekebilir.

Bu durum az oranda görülmektedir. Bu nedenle kolon kanseri olan bazı hastalarda bağırsak devamlılığı sağlandıktan sonra geçici olarak bir ince bağırsak karın duvarına ağızlaştırılabilir. Buna geçici ileostomi denir. Burada amaç bağırsak devamlılığı sağlayan dikiş hattı (anastomoz) iyileşene kadar dışkının buraya olan temasını geçici süre engellemektir. Bu amaçla açılan ileostomiler 2-6 ay sonra kapatılır ve devamlılık eskiden olduğu şekilde sağlanır.


İleostomi Nedir?

İnce bağırsağın (ileum) bir ameliyat ile karın ön duvarına çıkarılmasına (bağlanmasına –ağızlaştırılmasına) ileostomi denir. Böylelikle bağırsak içerikleri karın cildine yapıştırılan bir torbaya boşalır. Normalde ince bağırsaklardaki gıda artıkları kalın bağırsaklara geçer. İleostomi yapılan olgularda ise gıda artıkları direkt olarak karın duvarına yapıştırılan bir torba ile boşaltılır.

İleostomi, uç ve halka (loop) olmak üzere iki şekilde yapılabilir. İnce bağırsağın tam olarak kesilip karın duvarına tüm lümenin ağızlaştırılmasına uç ileostomi denir. Halka (loop) ileostomi de ise ince bağırsak lümenin bir kısmı kesilir ve karın duvarına bu açıklık ağızlaştırılır. Böylece oluşan halka ileostomide getirici ve götürücü iki adet uç olur.

İleostomi Hakkında Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız

ileostomi

Kolostomi Nedir?

Kalın bağırsağın (kolon) bir ameliyat ile karın ön duvarına bağlanmasına (ağızlaştırılmasına) kolostomi denir. Böylelikle bağırsak içerikleri karın cildine yapıştırılan bir torbaya boşalır. Normalde kalın bağırsaklardaki dışkı makat yolu ile dışarı atılır. Kolostomi yapılan olgularda ise gıda artıkları direkt olarak karın duvarına yapıştırılan bir torba ile boşaltılır.

Kolostomi uç ve halka (loop) olmak üzere iki şekilde yapılabilir. Kalın bağırsağın tam olarak kesilip karın duvarına tüm lümenin ağızlaştırılmasına uç kolostomi denir. Halka (loop) kolostomi de ise kalın bağırsak lümenin bir kısmı kesilir ve karın duvarına bu açıklık ağızlaştırılır. Böylece oluşan halka kolostomide getirici ve götürücü iki adet uç olur.

Kolostomi Hakkında Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız

anterior

Bağırsak Tıkanıklığı İle Gelen Hastalarda Yapılan Ameliyatlar

Bazen kolon kanseri bağırsak tıkanıklığı ile ortaya çıkabilir. Daha önce çok belirsiz şikâyetleri olan hastada aniden karın şişliği, bulantı, kusma, dışkı çıkaramam şikâyetleri ile acil servise müracaat edebilirler. Bu hastaların ameliyat ile tedavi prensipleri benzerdir. Fakat bazen bu hastaların genel durumu çok kötü ise tıkanıklığın çözülmesi için geçici süre için bağırsağın karın duvarına torbaya bağlanması işlemi kolostomi veya ileostomi ameliyatı yapılması gerekebilir.

Kolon Kanseri Ameliyatı Sonrası Dışkı Kontrol Problemleri Olur Mu?

Ameliyat sonrası dışkı kontrolü ile ilgili problemlere geçmeden önce normal dışkı kontrolünü kısaca gözden geçirelim.

Dışkı Kontrolü Nasıl Sağlanır?

Kalın bağırsak mide-bağırsak kanalının son bölümünü oluşturur. Bu nedenle kolon (kalın bağırsağın ilk bölümü) veya rektum (kalın bağırsağın son kısmı) kanserinin tedavisi bağırsak işlevlerini ve bazen de dışkı kontrol işlevini etkiler. Kişinin sosyal olarak uygun zaman ve yer bulana kadar dışkılama ihtiyacını kontrol etmesine kontinans denir. Dışkı kontrolünün sağlanması karmaşık bir olaydır. Anatomik yapı, dokuların duyusal iletimi, dışkılama ihtiyacının hissedilmesi bu işlev için gereklidir.

Günde yaklaşık 2 - 3 litre (2000-3000 mililitre) sıvı ince bağırsaklardan kalın bağırsağa geçer. Kalın bağırsak bu sıvıları ve içinde bulunan vücut için önemli elemanları emerek kana geçirir, geride kalanlar dışkının oluşmasını sağlar. Bu sıvıların geri emilim işleminden sonra yaklaşık 250 mililitre hacmindeki dışkı kalın bağırsağın son kısmı olan rektuma ulaşır.

kolonun islevi

Rektum kalın bağırsağın son 15 cm uzunluğundaki bölümü olup makat ile dış ortama açılan kısımdır. Dışkı için bir depo görevi görmenin yanında genişleyebilme özelliği ile gelen dışkıya göre iç hacmini de artırabilir.

Rektum makat(anüs) ile devam eder. Anüs (makat) etrafını saran iç, dış kaslar ve iç yüzünü örten çok hassas bir örtü tabakasına sahiptir. Bu bölgenin hassas sinir uçları, kayganlaşmayı sağlayan salgı bezleri, iç ve dış damar yapılarına da (hemoroidal toplar damarlar) sahip olması önemli fonksiyonlar için gereklidir.

Dışkılama işlevi rektumun dışkıyla dolması, duvarlarının gerilmesi ile algılanır. Rektum duvarlarının gerilmesi normalde kasılı olan makat etrafındaki iç kasın (internal anal sfinkter) gevşemesine neden olur. Böylelikle rektum içinde gerilmeye neden olan maddeler aşağıya doğru iner ve çok hassas sinir uçları ile kaplı makatın (anüs) ?iç yüzünü örten tabakaya temas eder. Bu örnekleme refleksi sayesinde kişi rektum içinde gaz, sıvı veya katı dışkı olup olmadığını algılar. Bu bilgi beyine iletilir ve kişi rektum içindekileri boşaltıp boşaltmama kararını verir. Bu gerilmeye neden olan gaz ise dışkılamaya gerek kalmadan kişi tarafından çıkarabilir.

Dışkılama işlevinin olabilmesi için makatın (anüs) etrafını saran ve istemli olarak çalışan dış kasın leğen kemiğinin içinde bulunan kaslar (pelvik taban kasları, puborektal kas ) ile beraber gevşemesi gerekir. Böylece rektum ile makat arasındaki açılanma kaybolur ve ıkınma ile beraber karın içi basıncı artırılarak dışkılama sağlanır. Sosyal olarak zaman ve yer problemi varsa beyin bu dışkılama işlevini erteleyebilir. Kişi gevşemesi gereken kasları aksine sıkarak dışkısını geri rektuma gönderilir ve dışkılama işlevini erteler.

Kolon Ameliyatı Sonrası Dışkı Kontrol Problemi

Kolon (kalın bağırsağın rektum hariç geri kalan bölümü) kanserlerinde cerrahi tedavi sonrası dışkı kontrol problemi pek gözlenmez. Hastalığın olduğu bağırsak bölgesinin cerrahi olarak çıkarılması kalın bağırsağın geride kalan kısımlarındaki fonksiyonları pek etkilemez. Geride kalan kalın bağırsak bölgesi sıvı ve önemli elementlerin geri emilimini yapar. Bazı hastalarda çıkarılan bölgenin miktarına göre kalın bağırsak bölgesindeki azalma ile orantılı olarak dışkının sıvı içeriği artabilir. Sıvı içerikli dışkının fazla miktarda rektuma dolması dışkı kontrol mekanizmalarını zorlar. Sıvı halde olan dışkının kontrolü daha zor olduğu için bazı hastalarda dışkı kontrol problemleri yaşanabilir. Zaman içinde vücut kısalan kalın bağırsağa adapte olur ve problem ameliyattan sonraki ilk 6 ay – 1 yıl içinde belirgin düzelme gösterir.

Hastalığın tedavisi için verilen kemoterapi ilaçları da (5-fluorourasil, irinotekan) dışkı kontrolünün bozulmasına neden olabilir. Bu ilaçların ishal yapıcı yan etkileri dışkı kontrolünü zorlaştırabilir. İlaç tedavisi bitince bu problem kendiliğinden düzelir.

Kolon kanseri ameliyatı sonrası dışkı kontrol problemi olanlarda diyete dikkat edilmesi, bol sıvı alınması, yüksek lifli gıda tüketilmesi, ishal önleyici ilaçlar ile problem giderilebilir.

Ameliyat Kanserin Yayılmasına Neden Olur Mu?

Genel olarak halk arasında böyle bir inanış olsa da bu doğru değildir. Yapılan cerrahi girişim kanserin yayılmasına neden olmaz. Çok ender olarak biyopsilerde kullanılan kalın iğnelerin kanser hücrelerini yaydığı gösterilmiştir. Fakat günümüzde kullanılan iğneler ile böyle bir olasılık yok denecek kadar azdır.

Kanser düşünülen dokudan cerrahi girişim ile tümörün bir parçasının alınmasının (insizyonel biyopsi) kanser yayılması bakımından herhangi sakıncalı bir yönü yoktur. Bazen cerrah, kanser olduğu düşünülen dokudan biyopsi almak yerine, dokunun hepsini çıkartarak incelemeye gönderebilir. Fakat bazı durumlarda kanser olasılığı olan dokunun hepsinin çıkarılması kesin tanı için gerekiyorsa, bu durumda, iğne biyopsilerinden güvenirlikle yararlanılabilir.

Halk arasında diğer bir inanış da bıçak değen kanserin yayılıp hastayı daha kötü etkileyeceği yönündedir. Çoğu hasta cerrahi girişimden sonra kendini kötü hisseder ve bunu kanserin yayılımına bağlar. Aslında bu doğru değildir. Cerrahi girişimin vücut üzerindeki etkileri ve yara iyileşme süreci nedeni ile hastalar kendini yorgun ve kuvvetsiz hissederler. Bunu “kanserin bıçak değmesi sonucu yayılımı” ile ilişkilendirmek doğru değildir.

Bir çok kanser tipinde hastanın, kanser hastalığından kurtulması için elindeki en iyi şans cerrahi girişimdir. Bazen buna ek olarak kemoterapi, radyoterapi ve biyolojik tedavi eklenebilmektedir. Yanlış bir inanış ile sağlığınızı etkileyebilecek kararları almadan önce mutlaka bir doktor ile konuşmanız gerekir.